(ANKARA) - YENİ Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, ANKA Haber Ajansı'nın, "Depremde 125 kişiye mezar olmuştu… İskenderun Devlet Hastanesi'nin 'göçme durumu' tespitine rağmen kullanıma izin verenler 'asli kusurlu'" başlığıyla yayımladığı haberi, sunduğu soru önergesi aracılığıyla TBMM'nin gündemine getirdi. Hatay'da 6 Şubat depremleri sırasında 125 kişinin hayatını kaybettiği İskenderun Devlet Hastanesi hakkında 3 yıl 8 aydır devam eden soruşturmanın dosyasına, beklenen bilirkişi raporu eklendi.
ANKA Haber Ajansı'nın eriştiği raporda, 2012 yılında "göçme durumu" saptanmış olmasına karşın hastanenin kullanımının sürdüğü vurgulandı ve kurum yetkilileri "asli kusurlu" olarak değerlendirildi. YENİ Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'ndan yanıt talep ederek TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde şu değerlendirmeyi yaptı: "Afet sırasında toplumun başvuracağı en temel yaşam güvencesi niteliğini taşıması gereken bir kamu hastanesinin, depremin daha ilk dakikalarında çöküp yurttaşlarımızın mezarı haline gelmesi; sadece teknik açıdan yapısal bir yetersizliği değil, bilimsel ikazların ve halk sağlığına ilişkin önceliklerin dikkate alınmadığı belirgin bir idari ve kamusal yönetim zafiyetini ortaya koymaktadır."
"FACİANIN GELİŞİNİN AÇIKÇA GÖRÜLDÜĞÜ BÜTÜN TEKNİK AYRINTILARLA KAYDA GEÇİRİLMİŞTİR"
Soruşturma dosyasına Gazi Üniversitesi'nden sunulan bilirkişi raporunu hatırlatan Pala, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Facianın gelişinin açıkça görüldüğü, bütün teknik ayrıntılarıyla kayda geçirilmiştir. Bu bilimsel raporda, hastanenin A Blok binası için 1 Temmuz 2012'de düzenlenen performans analizinde, taşıyıcı unsurların yüzde 70 ila yüzde 90'ının güçlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu ve binanın performans düzeyinin açık biçimde 'göçme durumu' olarak belirlendiği aktarılmaktadır.
8 Şubat 2016 tarihini taşıyan üniversite kontrol raporlarında da aynı tespit tekrarlanmış; yerleşke içerisindeki yapıların deprem açısından güvenli olmadığı, beton dayanım ölçümlerinin kabul edilemeyecek ölçüde düşük değerler verdiği (7–14 MPa) ve güçlendirme yapılmasının ekonomik açıdan bile uygun bulunmadığı resmi kayıtlarla ortaya konulmuştur.
O tarihte geçerli deprem yönetmeliklerine göre afet sırasında ve afetin hemen ardından bile hizmetini kesintiye uğratmadan sürdürmesi gereken, bina önem katsayısı en üst seviyede belirlenen bu denli kritik bir sağlık kurumunun; muhtemel bir depremde çökeceği 11 yıl önce bilinmesine rağmen tahliye edilmemesi, güçlendirme yapılmaması ve herhangi bir tedbir olmadan hasta kabulünü sürdürmesine izin verilmesi, insan yaşamının açık biçimde yok sayıldığını ortaya koymaktadır.
Gazi Üniversitesi heyetince enkazdan alınan karot numunelerinde betonun basınç dayanımının 3,39 MPa düzeyine kadar indiğinin görülmesi, dere yatağından alınan malzemenin ve korozyona uğramış donatının kullanılması gibi ciddi yapısal kusurlara karşın; raporun açıkça belirttiği gibi, 'göçme durumu' raporu bulunmasına rağmen binanın sağlık hizmeti amacıyla kullanılmasını sürdürmesine onay veren kurum yetkilileri asli kusurlu kabul edilmiştir.
Anayasa, sağlık hakkıyla yaşam hakkını güvenceye almaktadır; kamu yapılarını, özellikle de hastaneleri deprem karşısında dayanıklı ve güvenli yerlere dönüştürmek kamunun başlıca yükümlülüğüdür. Dayanıksızlığı ve ilk depremde çökeceği bilimsel ve teknik raporlarla tekrar tekrar gösterilmiş bir binada sağlık emekçilerini çalışmak, hastaları da tedavi olmak zorunda bırakan ve 125 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bu ciddi ihmalin idari, siyasi ve hukuki sorumluluğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir."
İSKENDERUN DEVLET HASTANESİ'NİN RİSKLERİ VE SORUMLULARIYLA İLGİLİ
6
SORU YENİ
Partili Pala, soru önergesinde aşağıdaki soruların yanıtlanmasını talep etti: "2012'de gerçekleştirilen teknik performans analizinin yanı sıra 2016 tarihli üniversite inceleme raporlarında da İskenderun Devlet Hastanesi yerleşkesinde bulunan yapıların performans seviyesi açıkça 'göçme durumu' şeklinde belirlenmişken, bu yapıların boşaltılmamasının ve 6 Şubat 2023'e dek hastalarla sağlık çalışanlarının kullanımına açık bırakılmasının nedeni nedir?
Gazi Üniversitesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda 'yapının kullanımının devamına izin veren kurum yetkilileri' başlığı altında asli kusurlu sayılan, o dönemde görevli Sağlık Bakanlığı bürokratları, il/ilçe sağlık yöneticileri ile hastane başhekimlerine yönelik Bakanlığınızın açtığı bir idari soruşturma var mıdır?
Böyle bir soruşturma varsa süreç hangi aşamaya ulaşmıştır? 2012-2023 döneminde görev üstlenen bu kamu görevlileri ve yöneticilerle ilgili olarak cumhuriyet savcılıklarının istediği soruşturma izinleri sağlanmış mıdır? İzin sağlanmadıysa, 125 yurttaşımızın hayatına mal olan bir faciada soruşturma izninin önünün kesilmesi hangi hukuki ve vicdani gerekçeye dayanmaktadır?
İskenderun Devlet Hastanesi A Blok hakkında 2012'den başlayarak Bakanlığınızın kayıtlarına alınan risk analizleri çerçevesinde, yapının güçlendirilmesine veya ivedilikle yenilenmesine yönelik herhangi bir bütçe ayrılmış mıdır? Ödenek tahsis edildiyse, söz konusu kaynağın kullanılmamasının ve binanın boşaltılmasının deprem gerçekleşene dek ertelenmesinin nedenleri nelerdir?
Türkiye çapında 1. ve 2. derece deprem bölgeleri içerisinde bulunan kamu hastanelerinin kaçında deprem performans analizi gerçekleştirilmiştir?
Bu analizlerin sonucunda performans düzeyi 'göçme' ya da 'ağır hasar riski' olarak belirlenen, buna rağmen bugün de aktif biçimde hasta kabul ederek sağlık hizmeti vermeyi sürdüren hastane yapıları var mıdır? Öncelikle deprem kuşağındaki illerimiz olmak üzere, afet sırasında bile kesintisiz hizmet sunma yükümlülüğü bulunan mevcut sağlık yapılarımızı depreme dayanıklı kılmak üzere Bakanlığınız tarafından 2026 ve 2027 yılları için hazırlanmış, somut adımları, uygulama takvimi ve bütçesi belirlenmiş bir eylem planı bulunmakta mıdır?"
