Esra GÜNTEPE- Ulaşcan
ÖZER İSTANBUL,
– YEDİTEPE Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Özçelik, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla organ bağışının taşıdığı önemi vurguladı.
Türkiye'de yılda yaklaşık bin 800 beyin ölümü vakası bildirildiğini aktaran Doç. Dr. Özçelik, bunların ancak beşte birinde organlardan yararlanılabildiğini dile getirdi.
Kişinin hayattayken aldığı organ bağışı kararını ailesine söylememesinin bağış sürecindeki en büyük engeller arasında bulunduğuna işaret eden Özçelik, vatandaşları bu kararlarını yakınlarına bildirmeye davet etti. Doç. Dr.
Ümit Özçelik, Türkiye'de kadavradan yapılan organ bağışlarının yeterli seviyeye ulaşmadığını vurgulayarak, nakil bekleyen binlerce hastanın yaşamını sürdürebilmesi için bağış sayısının yükselmesi gerektiğini belirtti. Sağlık Bakanlığı'nın hayata geçirdiği yeni düzenlemeler sayesinde Türkiye'de organ bağışının e-Nabız aracılığıyla da gerçekleştirilebildiğini anımsatan Doç. Dr. Özçelik, bağışın yaşam kurtarıcı niteliğini anlattı.
'BEYİN ÖLÜMÜ GÖRÜLEN VAKALARIN SADECE YÜZDE 20'SİNİN ORGANLARINDAN YARARLANILIYOR'
Türkiye'deki kadavradan organ bağışı oranlarının oldukça düşük seviyede kaldığını vurgulayan Doç. Dr. Ümit Özçelik, "Esas olarak en önemli sıkıntımız, ne yazık ki yıllardır yükseltmeyi başaramadığımız kadavradan organ bağışı oranlarının düşük kalması.
Gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilen nakillerin yüzde 80'inde kadavra organları kullanılırken Türkiye'de ne yazık ki bunun tam tersi bir tablo var. Asıl dikkat çekici nokta, ülkemizde her yıl bildirimi yapılan yaklaşık bin 800 beyin ölümü vakasının yalnızca yüzde 20'sinin organlarından yararlanabilmemiz. Bu durum, Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olarak önümüzde duruyor" ifadelerini kullandı.
'KOMA HASTALARIYLA BEYİN ÖLÜMÜ YAŞAYAN HASTALAR BİRBİRİNE KARIŞTIRILIYOR'
Toplumun organ bağışıyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığını dile getiren Doç. Dr. Özçelik, beyin ölümü ile komanın aynı durum gibi algılandığını belirtti.
Özçelik, "Toplumda bu iki durumun birbirine karıştırılmasına çok sık rastlıyoruz. Koma durumundaki hastaların organlarından yararlanmamız mümkün değil. Ülkemizde yalnızca yoğun bakım şartlarında beyin ölümü meydana gelmiş kişilerin organlarını kullanabiliyoruz.
Hayattayken organ bağışı yapmak isteyen vatandaşlarımız önceden hastanelere gidip organ bağış formunu doldurabiliyordu. Yeni düzenleme sayesinde organ bağışını artık e-Nabız aracılığıyla yapmak da mümkün hale geldi. Bir kuruma gitmeye gerek kalmadan, e-Nabız'a doğrudan girip bağışlamak istediğimiz organları seçerek veya organlarımızın tamamını bağışlayarak işlemi tamamlayabiliyoruz" dedi.
'ORGAN NAKLİ İÇİN
33
BİN HASTA SIRADA'
Türkiye'de nakil bekleme listelerindeki hasta sayılarını paylaşan Doç. Dr. Özçelik, "2025 verileri, ülkemizde organ nakli bekleme listelerinde yaklaşık 33 bin hastanın yer aldığını gösteriyor.
Bu kişilerin yaklaşık 25 bini böbrek nakli, 3 bini karaciğer nakli ve bin 500'ü kalp nakli için bekliyor. Bununla birlikte, söz konusu hastaların çok büyük bir bölümünün Organ Nakli Merkezlerine yönlendirilmemesi sebebiyle gerçek sayıların belirtilen rakamları hayli aştığı öngörülüyor. T.C.
Sağlık Bakanlığı ile Türk Nefroloji Derneği'nin 2025'te yayımladığı Ortak Rapor'a göre, Türkiye'de kronik böbrek yetmezliği sebebiyle tedavisi süren toplam hasta sayısı, yaklaşık 25 bini böbrek nakli geçirmiş kişiler olmak üzere, 100 bine yaklaşmış durumda. Ne yazık ki her sene yaklaşık 10-15 bin yeni kişi de bu hasta grubuna katılıyor" açıklamasını yaptı.
'BAĞIŞ YAPMA KARARINIZI AİLENİZE BİLDİRİN'
Kişinin hayattayken organ bağışı hakkında ne düşündüğünün bilinmemesinin bağışın önündeki başlıca engeller arasında yer aldığını vurgulayan Doç. Dr. Özçelik, vatandaşları aldıkları kararı ailelerine anlatmaya çağırdı.
Doç. Dr. Özçelik, "Bana göre organ bağışının karşısındaki en büyük engel, kişinin yaşarken bu meseleye nasıl baktığının bilinmemesi.
Bu yüzden bağış yapmayı düşünenlere tavsiyemiz şu: Lütfen henüz hayattayken aldığınız kararı ailenize anlatın. Vefatınızın ardından organlarınızı bağışlamak istediğinizi ve bunun vasiyetiniz olduğunu kendilerine söyleyin. Bir diğer sorun da kimi zaman dini konulardaki yanlış inanışlardan kaynaklanabiliyor.
Oysa Diyanet İşleri Başkanlığının 1980'de yayımladığı karar, organ naklinin caiz olduğunu açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu.
'KADAVRADAN ORGAN BAĞIŞININ ARTMASI BEKLEME LİSTELERİNİ KISALTABİLİR'
Türkiye'de bir yılda ortalama 5 bin 500 organ nakli yapıldığı bilgisini veren Doç. Dr. Özçelik, bu işlemlerin yaklaşık 3 bin 500-4 binini böbrek, bin 500'ünü de karaciğer nakillerinin oluşturduğunu belirtti.
Karaciğer ve böbrek nakillerinde canlı vericilerden yararlanmanın da mümkün olduğunu ifade eden Özçelik, kalp, akciğer, pankreas ile ince bağırsak için bekleyen hastaların ise canlı vericiden nakil imkanına sahip olmadığını vurguladı. Özçelik, "Böbrek ve karaciğerin canlı vericiden de alınabilmesi, bu organları bekleyen hastalara bir biçimde nakle ulaşma imkanı sunuyor.
Buna karşılık kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak ihtiyacı olan hastalar için canlı vericiden nakil olabilme olanağı bulunmuyor. Diyaliz tedavisi alan kişiler, nakil yapılıncaya dek hayatlarını bir şekilde devam ettirebiliyor. Dolayısıyla kadavradan gelecek organı bekleyebilmek için daha uzun süreleri olabiliyor.
Ne var ki diğer organların naklini bekleyen kişiler ne yazık ki bu imkandan yoksun" ifadelerini kullandı. '1400
VAKANIN ORGANLARI DEĞERLENDİRİLSEYDİ BİNLERCE EK NAKİL MÜMKÜNDÜ'
Beyin ölümü meydana gelen hastaların organlarından yararlanma oranını 2025 yılı verileri üzerinden değerlendiren Özçelik, "Ülkemizde 2025'te beyin ölümü görülen yaklaşık 1.800 kişiden 400'ünün organlarından yararlanılabildi. Yaklaşık bin 400 kişinin organlarının kullanılması ise mümkün olmadı. Söz konusu bin 400 kişinin organlarından faydalanılabilseydi, ilave olarak yaklaşık 2 bin 800 böbrek nakli ve bin 400 karaciğer nakli gerçekleştirilebilirdi.
Karaciğer nakli bekleyenlerin listesinde yaklaşık 3 bin hasta bulunduğunu göz önüne aldığımızda, bağışlar yeterli seviyeye çıksaydı yaklaşık iki yıllık sürede karaciğer nakli için bekleyen hasta listesini bütünüyle sona erdirebilirdik" dedi.
'ORGANLARIMIZ TOPRAĞA DEĞİL, UMUT BEKLEYEN İNSANLARA GİTSİN'
Hastaların yeni ve sağlıklı bir yaşama ulaşmasında organ naklinin en önemli yol olduğunun altını çizen Doç. Dr. Özçelik, açıklamalarını şu sözlerle bitirdi: "İlk olarak şunu vurgulamak isterim: Organ nakli yaşam kurtarır.
Bu kişilerin tekrar sağlıklı bir yaşama erişebilmesi ancak organ nakliyle mümkün. Evet, diyaliz bir süreliğine çözüm sunuyor. Nakil yapılana dek hastaların yaşamını bir şekilde sürdürmesine yardımcı olabiliyor.
Fakat karaciğer, kalp ve akciğer gibi organların naklini bekleyenler açısından diyalize benzer bir uygulama olmadığından, yaşamlarını sürdürebilmeleri yalnızca organ nakliyle mümkün oluyor. Vatandaşlarımıza iletmek istediğim çağrı şu; lütfen organ bağışında bulunun. Organlarımız toprağa karışmasın; çaresizlik içinde nakil bekleyen kişilere umut versin, can ve nefes olsun. Günün birinde o organı bekleyen siz de olabilirsiniz" dedi.



